Hasan Dağı

Hasandağı; adını Hasan Baba’dan alır. Bir zamanlar bu dağda mekân tutmuş, meczup Hasan Baba’dan… 

Hasan Baba, Horasan pîrlerindenmiş. Düşmüş yollara, kona, göçe Aksaray’a gelmiş. Halk yalvarmış: 

“-Kal bizim şehirde, sana bir mescid yaptıralım, imamlık edersin…” 
Hasan Baba: 
“-Etmeyin , eylemeyin, bırakın gideyim. Siz bana cemaat olamazsınız” demişse de, ısrar etmişler. Bir mescid yaptırmış, Hasan Baba imamlık cübbesini giyerek cemaatin önünde namaz’a durmuş. Bir saat, iki saat Hasan Baba rükuya varmış. Kendinden geçmiş, cemaati unutmuş, namaz vakitlerini bir birine ulayıvermiş. Bakmışlar olacak gibi değil cemaat ”-Bizi unutuyorsun..” diye dert yanmışlar, 

Hasan Baba: 
“-Peki demiş, sizi unutmayayım.” Tekrar namaza durmuş. Bu sefer namaz surelerini okuyacağına ardından, saf saf el bağlayan cemaatin kalplerini teker teker okumağa başlamış. Kimi, satacağı mala, nasıl hile karıştırsam da zengin olsam diye kuruyor, kimi göz koyduğu kadını elde etmek için planlar hazırlıyor, kimi borcunu, kimi derdini düşünüyormuş. Namazı bırakan kaçmış. 
Hasan Baba: ”-Gördünüz mü? Siz bana cemaat olmazsınız, dememiş miydim? Bırakın beni de, Tanrı huzuruna arı duru çıkacak cemaat aramak üzere yola çıkayım..” diyerek Aksaray’ı terk etmiş. 

Bir süre sonra, Hasan Baba’yı, civar dağda etrafına toplanan geyik, ceylan, kurt, kuzu gibi çeşitli hayvanlara vaaz ederken görmüşler. Bu dağa Hasandağı adını vermişler.